kolu kanadı kırık kuşlar gibiyiz ayrı diyarlarda
bize saadet nasip şimdi uçuk rüyalarda
kolu kanadı kırık kuşlar gibiyiz ayrı diyarlarda
bize saadet nasip şimdi uçuk rüyalarda
efendi ol gözünü seveyim.
Sevenin aklı yarım.
geceleri gelen bu gaz, bu cesaretin yanında bir de enerjim olsa tam olacak. gece yaşayın arkadaşlar. gündüz sevişin, gece yaşayın. sokağa çıkın.
Yine hastayım. Seçimlerle dolu geçmek bilmeyecek iki hafta geliyor. Friends’e yine, yeni, yeniden başkadım. Beş yıldır ilk defa yalnız uyuyorum ama sessiz değil. Korkuyorum, yastıklara sarılıcam galiba.
A beautiful Turkish woman welcoming a stream of water canon with open arms.
Isn’t living without fear refreshing?
(via mertyasar)
yarın Ankara’da sokaklardayız. gelin beraber yürüyelim.
nasılsın iki gözüm, nasılsın bu gece? uyku tutmadı da yine yastığına mı sarıldın? sigaraya mı sarıldın? karnın da acıkmıştır şimdi. bu saatte ocak mı yakılır yoksa tost mu yapılır? dışardan yemek söylemek yoktu hiç kitabımızda. fazla fazla çorbacıya giderdik boyu kısa, götü delik pijamalarımızı giyip. yolda bir sigara daha. güneş doğmamış ama biz çayımızla.
nasılsın iki gözüm, nasılsın çiğ tanem? hangi erkeği düşünüyorsun şimdi çıplak ayaklarınla? aklından geçmişimdir, biliyorum. yatıya kalamam, yolcuyum. peçetelere ev çizdim sana. martılar devenin hörgücünden. göçüyorum.
velhasılı kelam, boğazım ağrıyor ama sigara içmeden duramıyorum. yine sardı beni Ankara’nın havası. hatırlıyorum. durmadan.
yine yol. yine ankara. sabah aştiye çorba içmeye beklerim.
et kokusu geliyor burnuma. deniz kenarına bir ev yapmışam, kerpicim tükenmiş naçar kalmışam diye başlıyorum sonra. tam havası çünkü yemeğin.
biri bana büyüdün desin lütfen. (yaşlandın değil.)